Bugün eğitim adı altında yapılan birçok çalışmaya baktığımızda, ne yazık ki ortaya çıkan tablo şudur:
“Yapıldı demek için yapılan işler.”Kuruma bir uzman geliyor. Elinde başka yerlerden alınmış, kopyala-yapıştır hazırlanmış sunumlar… USB takılıyor, slaytta yazanlar okunuyor, birkaç fotoğraf çekiliyor, internet sitesine yükleniyor:
“Eğitim gerçekleştirildi.”
Peki sonra ne oluyor?
Kaç çocuk gerçekten anladı?
Kaç öğrenci geri dönüş yaptı?
Kaç kişinin davranışında değişim oldu?
Kaç çocuk kendini daha güvende hissetti?Bunu ölçen var mı?
Çocuklar neden akran zorbalığına uğruyor?
Neden arkadaşına öfkeli?
Neden öğretmenine karşı tepkili?
Neden okuldan uzaklaşıyor?
Neden yalnız hissediyor?
Bu sorular üzerine yapılmış gerçek saha araştırmaları nerede?
Veriler nerede?
Raporlar nerede?
Çocukların iç dünyasını anlamaya çalışan çalışmalar nerede?
Sorunun köküne inilmeden, sadece “eğitim verdik” demek çözüm değildir.
Çocukların yaşadığı psikolojik baskıyı, aile sorunlarını, ekonomik sıkıntıları, dışlanmayı ve sevgisizliği görmeden hazırlanan her çalışma eksik kalır.
Çünkü çocuklar rakam değildir.
Çocuklar istatistik değildir.
Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir kırgınlığı vardır.
Sadece fotoğraf vermek için değil, gerçekten anlamak için çalışılmalıdır.
Aksi halde “verdik oldu, yaptık oldu” anlayışıyla yapılan işler sadece dosyalarda kalır; çocukların hayatında hiçbir şeyi değiştirmez.
Hayat artık bizim büyüdüğümüz dönem gibi değil.
Çocukların bulunduğu ortamlar değişti.
Arkadaş çevreleri değişti.
Karşılaştıkları tehlikeler değişti.
Ama birçok aile hâlâ sadece “okula gidiyor mu?” diye bakıyor.
Peki hiç düşündünüz mü?
Hiç çocuğunuzla sadece sohbet etmek için yemeğe çıktınız mı?
Hiç onunla sinemaya gittiniz mi?
Arkadaşlarını gerçekten tanıyor musunuz?
Kimlerle vakit geçiriyor biliyor musunuz?
İçine attığı korkuları, öfkeleri, yalnızlıklarını fark ediyor musunuz?
Kötü alışkanlıkları var mı gerçekten haberiniz var mı?
Bugün çocukların çoğu, aynı evin içinde birbirinden uzak büyüyor.
Sonra uzmanlar çıkıyor;
“Çocuğunuza şöyle davranın, böyle yapın” diyor.
Ama her çocuk aynı değil.
Her hayat aynı değil.
Her evin yükü, acısı, imkânı farklı.
Bazı çocuk sevgisizlikle büyüyor.
Bazısı şiddet görüyor.
Bazısı dışlanıyor.
Bazısı kendini anlatacak tek bir insan bile bulamıyor.
Hikâyesini bilmediğiniz bir çocuğu anlamak kolay değildir.
Onun sorumluluğunu taşımak zordur.
Çocuk yetiştirmek sadece karnını doyurmak değildir.
Bazen yanında oturup sessizliğini anlamaktır.
Bazen “iyi misin?” sorusunun cevabını gerçekten dinlemektir.
Çünkü bazı çocuklar konuşmaz…
Ama içten içe yardım çağrısı yapar.
