
Bir zamanlar hepimiz çocuktuk. Küçük hayallerimiz vardı; bazen bir oyuncak, bazen bir tebessüm, bazen de sadece anlaşılmak isterdik. Dünyayı büyüklerin gözünden değil, kalbimizin saflığıyla görürdük. Peki şimdi… O günleri ne kadar hatırlıyoruz? Bugün sokakta yürürken yanımızdan geçen bir çocuğun gözlerine bakıyor muyuz? Onun ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu gerçekten anlamaya çalışıyor muyuz? Yoksa hayatın telaşı içinde çocukları da, çocukluğumuzu da geride mi bıraktık?
Oysa çocuk, yalnızca bir yaş dönemi değildir. Çocuk; gelecektir. Bir toplumun yarını, bugünden nasıl yetiştirildiğine bağlıdır. Eğer çocukları görmezden gelirsek, aslında kendi geleceğimizi görmezden gelmiş oluruz. Çocuk aynadır. Toplumun ne durumda olduğunu en açık şekilde çocuklarda görürüz. Sevgi varsa, çocukta umut vardır. İhmal varsa, çocukta kırılganlık vardır. Adalet varsa, çocukta güven vardır. Ama eksiklik varsa, en derin iz yine çocukta kalır.
Ve çocuk vicdandır. Bir toplumun vicdanı, çocuklarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Korunan, desteklenen, sevilen çocuklar güçlü bireyler olarak yetişir. Ama ihmal edilen, yalnız bırakılan çocuklar, sadece kendi hayatlarında değil, toplumun geleceğinde de derin yaralar açar. Bugün belki kendi hayat mücadeleniz içindesiniz. Belki sorumluluklarınız, kaygılarınız, yorgunluklarınız var. Ama unutmayın: Bir çocuğun hayatına dokunmak bazen sadece bir anlık farkındalıkla başlar. Bir selamla, bir destekle, bir sahip çıkışla.Çocuk olduğunuzu unuttunuz mu?
Unuttuysanız bile, bari çocuklarınız için çocukları unutmayın.
Çünkü çocuk gelecektir.
Çünkü çocuk aynadır.
Çünkü çocuk vicdandır.
Ve unutmayın…
Bir toplumu değiştirmek istiyorsanız, önce çocuklarına nasıl davrandığına bakın.
